F-35 SORUNU VE ZORAKİ UÇAN UÇAK FENOMENİ - 2

Merhaba, F-35 ile alakalı yazı dizimizin ilk bölümünde öncelikle F-35 nedir sorusuna, daha sonrada Türkiye'ye proje ortağı ve üreticisi olduğu bu uçak neden verilemedi sorusuna komplo teorilerine dalmadan makul cevaplar vermeye çalıştım.

Bu yazımızda ise amacımız F-35 ile alakalı tasarım, geliştirme ve üretim aşamasındaki yapılan eleştirilere uçağın hakkını yemeden ama bir yandan da bilgimizi ve merakımızı artırarak bakmak. 

F-35 ihale ve seçilme sürecine girdiği tarihlerde projenin amacı Pentagon tarafından şu şekilde tanımlanmıştı '' JSF, Joint Strike Fighter; Müşterek Saldırı Uçağı '' evet bu tanımlama ile başlayan projenin nihai amacı ABD Kuvvet Komutanlıkları için birden fazla modelin yerine geçecek, USAF ( Hava Kuvvetleri ), USNAYV ( Deniz Kuvvetleri ), USMARİNE (Deniz Piyade ) bünyesindeki F-16, F/A-18 A/B, A-10, AV8-B uçaklarının yaptığı görevleri ifa edecek ve bir SALDIRI UÇAĞI olacak hava aracı idi. 2001 yılında prototip üzerinden başlayan uçağın ilk uçuşunu yapacağı 15 Aralık 2006 kadar süren ilk geliştirme süreci ve sonrasındaki B ve C versiyonlarının geliştirme süreci de bütünüyle buna odaklanmıştı. 

ilk uçuşunu yaptığı 2006 yılından bu yana aradan geçen  16 yılda başta A modeli olmak üzere B ve C ( Donama ve Deniz Piyade ) modelleri de geliştirildi, olgunlaştı, seri üretime geçti, üstüne kuvvetler ve ortaklar nezdinde onaydan geçtiyse de uçak ve bahsi geçen hiçbir modeli eleştirilerden, sorunlardan ve hala devam eden kusurlardan  kurtulamadı. 

Şimdi bu mevzulara bir parmak basalım. 

  • İlk olarak F-35 Amerikan kuvvet yapısındaki öteden beri var olan ortak uçak tipi alerjisine yani '' JSF, Joint Strike Fighter; Müşterek Saldırı Uçağı '' tanıma yönelik ciddi eleştiriler aldı ki bunlar her kuvvetin özel ihtiyaçları ve önceki başarısız deneyler ( F-4 Phantom hariç ) yüzünden yersiz değildi. Bütün kuvvetler kendini ihtiyacı gözetirken. Donanma tek motorlu bir uçağın performans ve güvenilirliğine, Deniz Piyade saldırı uçağı olarak efektif olma kabiliyetine, Hava kuvvetleri ise Ağ destekli muharebe kabiliyetine güvenmiyordu ! 
  • Bu işlev çatışması devam ederken uçağın tasarımı hakkında aslında hep var olan '' kalın, küt ve it dalaşına uygun olmadığı '' yönünde başta estetik olduğu sanılan ama esasında uçağın manevra kabiliyetine dair eleştiriler başladı. Uçak gerçekten de yapısal olarak çok şişman ve yakın muharebede nefessiz kalacak halde idi ve hava hızı çok düşüktü ( 1.6 Mach ) bu da onu yüksek süratli ( 2 ila 2.5 Mach ) rakiplerine karşı av haline getirebilirdi. Bu eleştirilerin her ne kadar hiç bir şeyin F-35 o kadar yaklaşamayacağı hele ki bu uçağın radara görünmeme özelliği, Kızılötesi Alıcıları ve AESA radarı ile çok uzaktan düşmanı görme ve vurma kabiliyeti söz konusu olduğu için önemsiz olduğu savı ile karşılansa bile aradan geçen sürede yeni rakiplerle ( Örneğin SU-57 ) ve radar teknolojisinde ilerleme ile bugün içinde bu performans düşüklüğü gerçeği pek değişmedi ! 
  • F-35'nin sürekli uzayan ve sorunlar çıkartan geliştirme süreci, artan ilk geliştirme maliyeti ilk uçuşundan tutunda daha sonraki olgunlaşma ve yeni teknolojilerin entegrasyonu aşamalarının uzaması sonucu artan maliyeti de hemen herkes tarafından ciddi bir eleştiri konusu oldu. ( Uçağın birim maliyeti ve işletme maliyeti hala çok büyük bir sorun. ) 
  • Öte yandansa F-35 seri üretim aşamasında geldiğinde ve hatta üretim sürerken Motor, Gatling Top, RAM kaplama ( Radar Görünmesini Engelleyen Boya ), Kaska Monteli ekran gibi kritik pek çok sistem ve malzemede çıkan ağır tasarım hataları ve harbe hazırlığı etkileyen sorunlar.
  • Bu yetmezmiş gibi F-35 ile birlikte tasarlanan ve çok övülen uçakların bütün ömürleri boyunca lojistik ihtiyaçlarını tespit edip daha ilgi parça arıza vermeden tespit edip sipariş vermesi ve uyarması amaçlan ''ALİS '' olarak anılan programın fiyasko çıkması... Üstüne tedarikçilerin ve firmaların hemen hemen hiçbir yedek parçayı istenen zamanda, yerde ve kalitede teslim edememesinden dolayı uçakların yerde kalması.
  • Üretim ve teslimatlar devam ederken. Seri üretimden çıkan bir grup F-35 tespit edilmemiş kritik tasarım hataları yüzünden  düşmesi. 
  • F-35 ile donatılan filoların yedek parça yetersizliği nedeniyle minumum seviyede işlevsel olmaları. 
  • F-35 uçağının işletilmesini ve uçuş güvenliğini etkileyen 600 civarında ( Sürekli değişiyor. )  kritik hatanın düzeltilememesi aynı sebepten ABD Hava Kuvvetleri için uçağın  tam harbe hazırlık için Standartize yapan filonun bile atıl kalması nedeniyle Yüksek Seviye Seri Üretim onayı alamaması. 
gibi bazısı ciddi soru işaretleri barındıran. Kimisi akıllara zarar, hemen hepsi uçağı güvenilir bir platform olarak tanımlamayı zorlaştıran eksikler, arızlar ve tasarım hataları bugün 600 adetin üstünde üretilmiş ve kullanılmakta olan bu uçağa ve de geleceğine dair ciddi şüpheler doğuruyor. Bu noktadan sonrada bizi yani Türkiye'yi ilgilendiren soruya bu bilgiler ışığında hep birlikte bir sonraki ve son yazımızda bakmak kalıyor. '' Türkiye F-35 almalı mı? iyi ki almadı mı ! '' 

Yorumlar