Merhaba, TÜRKİYE'NİN DENİZ GÜCÜNÜN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ makalemin ikinci bölümünde ülkemizin bugün ki deniz gücünden geleceğin deniz gücüne dönüşmek için neler yaptığı ve nasıl yapılandığı ve beraberinde neler gerektiği hakkında fikir vermeye çalışacağım. İlk bölümünde Deniz kuvvetlerimizin mevcut durumu, kuvvet yapısı ve platformlar kısmına hep beraber bakmıştık. O yüzden kuvvetin durumuna dönmeyeceğiz. Ama bir Deniz Gücü nelerin üzerine yeniden kurulmalı bir bakalım.
Öncelikle bu işin üç ana adımını bilmek faydalı olacak !

- Politika ve amaçlara uygun, Strateji ve Konspet belirlemek.
- Belirlenen Strateji ve Konspeti uygulayacak. Platformlara ve Eğitilmiş personele ve lojistik altyapıya sahip olmak.
- Bu Platformları, tesisleri ve harekat imkanını sağlayacak '' Silah Sistemleri, Mühimmat ve Kuvvet Aktarımı '' gibi yeteneklere sahip olmak.
Evet bu adımları biliyor ve görüyorsak biz ne yaptık ve ne yapıyoruz sorusuna rahatlıkla bakabiliriz.
- 1.İlk aşamada Türkiye 2000'li yılların başından itibaren NATO'nun güney kanadında Sovyet Karadeniz filosunu engellenme maksatlı eski ABD ve kısıtlı Alman silahları ile donatılı donanma kurgusunun kendini kısıtladığı fark etti ve zaten ortadan kalkmış böyle bir tehdit için Donanmasını inşa etmenin gereksizliğini kavradı.
- İlk olarak Donanmanın kuvvet yapısını üç böldü ve ağırlık noktasının esas menfaatinin olduğu Akdeniz ve Adalar denizine verdi. Gölcük'te kapana kısılmış gibi konuşlu olan donanmayı Marmaris Aksaz'da kurduğu yeni deniz üssüne taşıdı ve Açık Deniz donaması olduğunu deklare etti.
- İkinci olarak da ABD'den Hava Savunma kabiliyetine sahip OHP sınıfı ( Gabya Sınıfı ) Hava Savunma fırkateynlerini almak, kıyı hattı boyunca üs bölgelerini tahkim etmek, bir miktar yeni hücumbot ve Fransa'dan ikinci el Korvet ve Mayın avlama gemisi ve yeni Type 209 denizaltılar temin etmek suretiyle bu durumu tahkim etti.
- Üçüncü olarak da bugün meyvelerini yediğimiz Yerli üretim modern platformları Donanma bünyesinde tasarlamaya başladı. Tuzla Karakol gemileri, Milgem Korvet, İ- Sınıfı Fırkateyn, TF-2000 Destroyer gibi projelerle kıyı donanması değil açık deniz donanması olma yoluna girdi. Hemen ardından da Amfibi Taaruz gemileri ve Anadolu LPD'si geldi. Bu noktada da yeni altyapı netleşmiş oldu.

- 2. Platformların tasarım, inşa ve denize indirilmesi başladıkça Türkiye eskinin ataletinden kurtularak Karadeniz, Akdeniz ( özellikle Doğusu ) Adalar denizi ve Kızıldeniz gibi alanlarda daha esnek, daha hızlı ve bayrak göstermek suretiyle etkili bir politika izler hale geldi. Bunun en son ve en net örneği Doğu Akdeniz'de ki Deniz Yekti alanlarımıza antlaşmalar ve güç yoluyla el koymak isteyen dört bölgesel ve iki Küresel gücün püskürtülmesi ve de askeri tehditlernin etkisiz kalmasında gördük.
- Bu aşamada Mligem sınıfı korvetlerin ve Tuzla Sınıfı Karakol gemilerinin yardımı ile Harp Fİlosuna harekat esnekliği sağlandı. Siha ve İha'lar vasıtasıyla alan hakimiyeti pekiştirildi düşman unsurların gizliliği ortadan kaktı. Deniz Karakol uçakları keşif faaliyeti 7/24 haline geldi. Kıyı konuşlu Elektronik Harp E/H sistemleri ile düşman gemileri alanı terk etmek zorunda bırakıldı,
- Fetö olaylarında ağır darbe yediği düşünülen Deniz Kuvvetlerinin daha etkili ve işlevsel hale geldiği de görüldü.
- 3. Deniz Kuvvetleri bütün bu gereksinimleri eldeki imkanlarla ve ambargolar gölgesinde yerine getirirken. Bir yandan elindeki, gelecekte kullanacağı ve acil ihtiyaç dahilinde olan Silah sistemlerin ve mühimmatları hem yurtiçinde üretimi istedi ve dstekledi , hem de yurtdışından temin etti.
- Donanmamız bir yandan, gelişirken, diğer taraftan da mevcut platformlar üstünde olan demode Savaş Yönetimi Sistemleri ve Radar v.b sensörleri yerlileştirmeye başladı. Bu projelerden GENESİ SYS ( Savaş Yönetimi Sistemleri ) ve Alper, Smart 3D gibi yerli yada yerlileştirilmiş Radarlar ortaya çıktı. Ardından Aselsan üretimi elektro optik sistemleri, dijital telsizler ve muhabere sistemleri, E/H elektronik harp sistemleri geldi. Onun ardından yine Aselsan üretimi STOP VE STAMP isimli 12.76, 20,25,30 mm v.b silahlara donatılmış silah istasyonları, 76 ve 127 mm Baş topları için yeni atış kontrol yazılımları, Roketsan yapımı Atmaca ATGM, MAM-L, Cirit gibi Anti gemi füzeleri ve ilerde bunları da taşıyacak Siha ve İha'larla silahlı ve sensör ihtiyacını büyük ölçüde yerli olarak karşılamaya başladı.
Evet bu üçlü ve Roma iskemlesine benzeyen Strateji oluşturma, Platform inşa etme ve bunları mühimmatla donatma sürecinde sonra elimizde geleceğe yönelik Açık denize yönelmiş ve Dünya çapında güç olmaya hazır ama hala eksiği çok olan güçlü kuvvet yapısı geçti bir sonra ki yazımızda bu kuvvetin geleceğinde ne olduğuna ya da olması gerektiğine bakacağız birlikte !



Yorumlar
Yorum Gönder