Bu öylesine altı çizilesi, üstünden defalarca geçilesi bir mağduriyet ki neredeyse ikili ilişkilerden, toplumsal statülere, oradan eşyanın kendisine ve devletlere kadar görmediğimiz ve yaşamadığımız yer yok...
Gün geçmiyor ki biri patronundan veya sevgilisinden ya da düğünle neşeyle kavuştuğu eşinden veyahut komşusundan bana zalimlik ediyor diye şikayet etmesin. Ya da bir düşüncenin yoldaşlarının başka bir fikrin düşkünlerinin onlara olan şiddetiyle ilgili serzenişte bulunmasın. Meslek erbabı olanların veya bir iş sahibiyim diye sevinenlerin örgütlerinin despot haliyle alakalı derdi olmasın veya bir hayvanın sessiz masumiyetine canavarca taarruz edenlerin şiddetinden aldığı nasiple hayvan severin canı yanmasın !
Devletlerin ve milletlerinse ellerinde olan tarihler, belgeler, fotoğraflar ve dahi şahitler eşliğinde kendilerine ve halklarına yapılan şiddetten, taciz, tecavüz ve katliam kokan hareketlerden ötürü yana yakıla bir başka devleti suçladığı duyulmasın !
Peki o halde, soruyorum sizlere.... Dünya ve dünyamıza hakim olan insanların, toplulukların, fikirlerin, milletlerin ve kendini mağdurum, en mağdur benim, benim hakkım ne olacak edasıyla satanların ve bunca şikayetin ve öfkenin ortasında... Gerçek zalim kim ? Zalim kim ? Zulüm kime ? Merhametsiz kim ?
Elbette bütün acı hikayelerin bir zalimi ve mağduru var. Ama '' Zulme Uğramış Olduğuna İnanılmış Zalimlere '' karşı hepimizin uyanık olma zorunluluğu da var.
Çünkü zalime inanan ve adaleti savunmayan da zalimdir !

Yorumlar
Yorum Gönder