Bugün size genel geçer hatlar ve hatırlatmalar hariç tarihten bahsetmeyeceğim. Bugün sizlere bugünün, şimdinin, yakın geçmiş gerçeklerinden ve yakın geleceğin olasılıklarından yola çıkarak, Kanal İstanbul, Boğazlar ve politik insani tavırlardan bu projeye dair eleştiri anlayışımızdaki eksikten bahsedeceğim !
Neden mi ? Çok basit bir sebeple... Uzunca bir süredir değişik seviyelerde gündemimizi meşgul eden '' Kanal İstanbul '' konusuna daha net, daha insani, daha makul hatta mümkünse daha faydacı bakabilmek için...
Görece yakın bir zamanda mevcut hükümetimiz birkaç tane çılgın proje açıkladı. Bunların bir kısmı ya işletmeye alındı ya da inşa aşamasında, bunlardan gündemi en çok meşgul edeni ise İstanbul il sınırları içerisinde Rumeli yakasında Boğaza paralel olarak inşa edilecek ve işletilecek bir su yolu açmaktı. Bu su yolunu açma projesi vasıtasıyla birkaç tane pratik fayda öne sürülüyordu. Bu faydalar sırasıyla,
- Boğazlara ağır gelmeye başlayan gemi trafiğini azaltmak ve emniyetli hale getirmek.
- Montrö Boğazlar sözleşmesi ile kısıtlanmış olan Boğazlardan gelir elde etme kabiliyetimiz artırmak.
- Boğazlar üzerinden geçen tehlikeli yük taşıyan ( kimyasal, nükleer v.b ) aşırı riskli gemi trafiğini daha kontrollü hale getirmek.
- Üçüncü devletlerin söz sahibi olamadığı bir su yolu edinmek.
- İstanbul'un Boğazlar ve Ana Yollar üstünde yoğunlaşan nüfus baskısını azaltmak ve yeni bir yerleşim düzeni kurmak
olarak kabaca sıralandı. Bu ilkelere uygun şekilde proje planları ve tasarımlarda medya da yayınladı. Bu açıdan baktığımız da her şey son derece makul, güzel ve sorunsuz gözüküyor.
Ama hepimiz için öyle mi ? İşte bu sorunun cevabı genel politik tavırlar ve insanların değişik endişeleri açısından net bir HAYIR ! Esasında bu durumda hiç bir sorun veyahut kötülük yok çünkü insanların her konuda mutlak anlaşma hali zaten günümüzde çok zor görülen bir hal ! Üstelik biraz çatışmak ve üzerine küçük münakaşalar yapmakta iyi bulmanın en iyi yolu...
Yine de bu iddialı projenin duyurulduğu ilk günden, bugüne kadar insani, sosyal ve politik olarak projeye bakış açısına ve eleştiri anlayışı içinde pekte makul demek zor ! Çünkü geçen zaman içinde projeye yönelik teknik ve net bir karşı çıkış olmadığı gibi yapılma tekniği ve sürecin işleyişi konusunda da toplumca bilgili olunmadığı sıkça, hatta kaba bir dille ortaya çıkar halde. O halde bu eleştirilere birlikte kısaca bir göz atıp, eleştirilerin nerede tıkandığını ve aslında bu proje ile alakalı hangi soruları sormamız ve hangi bilgilere sahip olmamız gerektiğine dair birlikte düşünelim. Düşünelim çünkü esas sorunumuz olan tavrımıza ancak bu şekilde anlam verebiliriz.
Proje hakkında eleştiriler şöyle başladı ve devan ediyor.
- Bu proje Montrö Boğazlar sözleşmesine aykırı ve sözleşmeye taraf devletlerin Boğazları elimizden almasına sebep olur.
- Proje iktidar yanlılarına gelir ve rant sağlamak ve de İstanbul'u yağmalamak için geliştirildi.
- Kanal İstanbul, İstanbul genelinde büyük bir çevresel felakete neden olacak.
- Kanal Projesi ile İstanbul'da beklenen deprem hızlanacak ve sismik faaliyet artacak.
- İstanbul'un tatlı su kaynakları kurutulacak.
- İstanbul genelinde daha yoğun bir aşırı yapılaşma furyası başlayacak.
gibi pek çok eleştiri kimi politik argümanlar ile kimisi bilimsellik kokan ama çoğunun sadece eleştiri yapma çabasıyla için doldurulmadan sarf edildiği bir ortam oluştu. Esasında mevzu politika yapmak ise bunlarda da sorun yok ! Ama gündelik hayata dair değişimler getirecek bu olaya bu kadar politik bakma çabası sıradan vatandaşta nereden peydah oldu ?
Ayrıca hepimizin öncelikle '' Kanal İstanbul '' özelinde, sonrada ülkemizi ilgilendiren her konuda, '' Tavrımıza ve Eleştiri Mantığımıza '' dikkat etmemiz gerektiği de net bir şekilde ortaya çıktı.
Unutmayalım ki, bütün yatırımlar kazançları, yan faydaları, olası değerleri için yapılır. Nihayetinde beklenmeyen sonuçları da olabilir veya biz külliyen istemeye biliriz.
Yine de her zaman bir konuyu eleştirirken, mantık, asgari gerçek bilgi, iyi niyet ve gerçekten ayırmadan o işe faydalı olacak değerleri bilerek bakarak eleştireceğimiz bir kültürü edinmek zorundayız. Bunu ülkemize ve her birimiz birbirimize borçluyuz !
Kanal İstanbul, yakın zamanda bir gerçeğe dönüşme aşamasına geçecek. Bütün olasılıklar içinde en iyisini olmasını istemek ve bunun içinde toplumca çalışmak inanıyorum ki deli saçması yorumlar ve kötü niyetli tavırlar ve de aşırı sevgi gösterilerinden daha iyi gelecektir bize....
Aksi takdirde, ne gereceği bileceğiz, ne gerçek bizi bulacak, ne de gelişim bize sorunsuz gelecek !



Yorumlar
Yorum Gönder