TÜRKİYE'NİN ESKİ GÖLÜ KARADENİZ'DE TAHT OYUNLARI

Anadolu'ya gelip oturan her uygarlığın denizciliğin icadından bu yana iki denize yani Akdeniz ve Karadeniz'e ve de onların uzantılarına mecburi bir ilgisi vardır.  Neden mecburi dedim. Çünkü bu iki denizde olanları bilmeyen, kısmen onlara hakim olmayan ve gemi yüzdürmeyen bir siyasetin her şekilde eksik ve dahi sorunlu olacağı kesindir de o yüzden.

Şimdi bu konunun altını çizdiğimize göre....

Hep birlikte kadim ve kıymetli bir deniz olan  Karadeniz'de ortaya çıkan sorunların kökenine ya da nasılına bakalım. 

Malumunuz son bir kaç yıldır Ukrayna'nın Dombass krizi ve ardına gelen Kırım'ın Rusya tarafından ilhakı ile yükselen, öncesinde ise yeni ipek yolu projesinin izleri taşıyan. Bugün ise NATO ve Rusya ekseninde gelişen olaylar zinciri, Soğuk Savaşın sakin hatta sıkıcı denizi Karadeniz'i yeniden dünya siyasetinin ve satranç oyununun merkezine oturttu. 

Sadece oturtmakla da kalmadı. Dünyanın coğrafi sinir uçlarından biri haline getirdi. 

Peki neden ? 

Çünkü,  Soğuk Savaşın bitişi ile parçalanan Dünya Düzeninin kararsızlığı ile çok ülkeli hale gelen Karadeniz kıyılarının önemi bir anda artı ! Kısa sürede ve inanılmaz bir hızla Karadeniz ticaretin ve enerji piyasasının, gelişmekte olan çevre ekonomilerin merkezi haline geldi. 

Hemen ardından da Karadeniz'de taht oyunları başladı ! 

Peki bu işin kronolojisi nasıl gelişti.

  • Öncelikle 1991 yılında yıkılan SSCB mirasından aldığı paydan memnun olmayan ülkelerin huzursuzluğu başladı. 
  • Bu huzursuzluğu en çok taşıyan ve Karadeniz'de en fazla kayba uğrayan Rusya bu bölgede yeniden etkin olma mücadelesine ilk olarak Çeçen- Rus savaşları ile geri döndü. 
  • Rusya bölgede tek hırslı ülke değildi tabi ki, kapitalist düşünceler ve para ile beslenen Gürcistan ve kısmen bölgede herkesin maşası olan Ermenistan'da hevesli fatihler rolünde idi. 
  • Biri Yeltsin, diğeri Putin döneminde olan iki savaştan sonra Ruslar Çeçenleri yendi ve Kuzey Kafkasya'ya hakim oldu sonuncunda Karadeniz ve Hazar hakimiyetine yeniden odaklanma yoluna girdi. 
  • Bu arada Gürcistan Güneyi kendi elinde olan Kuzey Osetya'yı işgal etti ve Abhazya'da bağımsızlık isteyenlere baskıyı artırdı. 
  • Ukrayna ve Rusya bu dönemde eş güdümlü ve müttefik ülkeler olsa da Ukrayna içinde gelişen muhalefet ve Rusya'nın baskıcı tutumu gerilimi hızla artırdı. 
  • Rusya Çecen sorununu çözdükten sonra önce Abhazya'ya destek vererek.  Gün geçtikçe Batı yanlısı tavır alan ve aşırı hızlı silahlanan ve de geleneksel Rus bölgelerini tehdit eden Gürcistan!ı Gürcü- Oset savaşın hemen arkasında çok kısa ama ders alınacak bir savaş ile 2008'de yendi. 
  • Bundan sonra Rusya kısa bir suskunluk dönemi geçirse de önce Ukrayna'da hızlıca başarıya ulaşan turuncu devrim ardından da Kırım'da ki Rus askeri yapısının elden çıkması Rusya için alarm zillerini çaldırdı. 
  • Turuncu devrim Belarus'da bulaşsa da pek etkili olmadı ama askeri gücünü pekiştiren Rusya için Karadeniz'de yeniden hakimiyet mücadelesi önce Dombass bölgesindeki ayrılıkçıları destekleyip Ukrayna ordusunu ezerek, hemen ardında da bir gecede Kırım'ı ilhak edip ardından geçen bir kaç yılda da yarımadayı dünyanın en büyük askeri üssü haline sokarak devem etti. 
Bütün bu olayla zinciri nihayetinde bizi bugüne taşıdı. Rusya'nın 1991 sonrası kayıp ettiklerini alma hevesi, Ukrayna ve Gürcistan'ın kimi zaman beceriksiz liderler eşliğinde direnişi. ABD, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere NATO eksenli ülkelerin bölgenin artan önemi ve Rusya'nın artan gücünü baskılama isteği... Romanya ve Bulgaristan'ın Rusya ile başbaşa kalma korkusu derken bugün artık bir zamanlar bizim ve ondan öncede Rusya'nın hakimiyetinde olan denizi sıcaklaştırdı.  Sonuçta çatışmalar ve artan askeri etkinlik, beraberinde artan ticaret ve de yeni enerji kaynakları bu denizi eski ve yeni sahipleri yanında yeni hevesli oyunculara açık hale getirdi. 

Ama her zaman olduğu gibi bütün bu taht oyunları artarak devam edecek ve biz hep birlikte bu oyunlara ve Karadeniz'e değişik açılardan bakmaya devam edeceğiz. İkinci yazımız Karadeniz Türk Gölü ve Türkiye'nin yeni ufku diyeceğiz... 

Yorumlar